Levanten Galata
GALATA’NIN ULAŞTIĞI EN GENİŞ SINIRLAR; BATIDA BUGÜNKÜ AZAPKAPI, KUZEYDE GALATA KULESİ, KUZEYDOĞUDA DA BUGÜNKÜ TOPHANE’YE UZANIR. KAPLADIĞI ALAN BİR DAİRE PARÇASINA BENZER.
Notitia’da, kentin XIII. Bölgesi olarak değinilen Sykai; 431 domus, bir tiyatro, hamamlar ve liman tesisleriyle büyük bir yerleşmeydi. Olasılıkla V. yüzyılda Hun saldırılarına karşı tahkim edilmişti ama çevresine surları inşa ettiren İustinianus’tur. İustinianus bu mahallede en ünlüsü Aya İrini olan birkaç kilise de inşa ettirmişti. Cüzzamlılar evi Ayios Zatikos da erken dönem Galata’nın en önemli yapılarından biriydi. (2/ Janin, Eglises, 566-567)
Sykai-Konstantinopolis ulaşımı, kayıklarla yapılıyordu. Kaynaklarda burada bir ahşap köprünün varlığından söz edilir. İustinianus döneminde bu köprünün yerine 16. yüzyılda P.Gilles’in kalıntılarını gördüğünü söylediği bir taş köprü yapılmıştı. (3/ Bury I, 72) Sykai, Haliç’in karşı kıyısında olduğundan buraya “Peran en Sykai” ya da kısaca “Peran” ya da “Peyre” denmiştir. (Bugün hâlâ kullanılan “Pera” sözcüğü aynı kökten gelmektedir.) Haliç girişini kapatan ünlü zincirin bir ucunun bağlandığı "Kastellion ton Galatou" adıyla anılan büyük Sykai Kulesi, İmparator Tiberios’a mal edilir. Bugünkü Galata Kulesi’nin onun yerine yapılmış olduğu söylentisi olasılıkla asılsızdır.
Bu bölgeye İtalyanlardan önce Yahudilerin yerleştiklerini Tudelalı Bünyamin yapıtında anlatır. Burada 1000 kadar Yahudi yaşamaktaydı. Erken yüzyıllarda İtalyan tüccarların Galata’ya yerleşip yerleşmedikleri tam olarak bilinmiyor. Kentin işgalinde Haçlılar Galata’ya saldırıp Kastellion’u ele geçirerek Yahudi mahallesini yerle bir etmişlerdir. Konstantinopolis’te ayrıcalıklara sahip olan Cenevizliler, bu tarihten sonra kenti terk ederek Galata’ya yerleşmeye başlamışlardı. Ceneviz Galatası, bu tarihten sonra gelişmiştir. Cenevizliler, Paleologosların kenti Latinlerden geri alınmasına yardım ettikleri için 1264’ten sonra Galata, bağımsız bir kent-devlet statüsü kazanmıştır. VIII. Mihail, Galata’nın bütününe serbest ticaret ayrıcalığı tanıdıktan sonra 1276’da kent yönetimi özerkleşmiş; 1303’de Cenevizliler kent çevresine bir hendek kazarak, evlerini kesintisiz inşa ederek bir savunma sistemi oluşturmuşlardır. Bu ilk kent 1335’te büyük bir yangın geçirmiş fakat bunu izleyen dönemde yapılarla birlikte surlar da inşa edilmiştir. Bu surlar üzerindeki 1335 tarihli en eski kapı bugünkü Azapkapı’nın doğusundaydı. 1349’dan başlayarak bugünkü Galata Kulesi inşa edilmiştir. (Galata,Cameron)
Konstantinopolis özellikle İtalyan kent devletlerine verdiği alanlar ve oralarda yaşayan ve ticaretle uğraşan İtalyanlarla ünlüydü. Bunların içinde Cenovalılar, Haliç ve liman ağzında kendilerine verilen izinle kendi surları içinde Galata kentini kurmuşlardı. (Cameron)
14.yüzyılda Galata ile Konstantinopolis arasında sayısız çatışma çıkmıştır. Fakat sur içi Galata, Türklerin desteğiyle büyümeye devam etmiştir. Konstantinopolis harabeye dönüşürken Galata gelişmeye devam ediyordu. Podesta için yeni bir saray, yeni kiliseler ve bir liman inşa edilmişti.
İbn Battûta, Galata’yı şöyle anlatır: (1332-1333)
“Galata’da Frenk Hristiyanlar yaşar. Toplum, aralarında Cenevizlerin, Venediklilerin, Romalıların ve Fransızların bulunduğu farklı insanlardan oluşuyor; hepsi Konstantinopolis kralının yetkisine bağlı… Tümü ticaretle uğraşıyor ve liman dünyadaki en büyük limanlardan biri; orada yüz kadar kadırga ve başka büyük gemiler gördüm, sayılmayacak kadar çoktu. Kentin bu bölgesindeki pazarlar iyi ama çok pis ve arasından küçük ve çok pis bir dere akıyor. Kiliseleri de çok kötü ve pis.”(İbn Battûta, 160)
Galata’nın ulaştığı en geniş sınırlar; batıda bugünkü Azapkapı, kuzeyde Galata Kulesi, kuzeydoğuda da bugünkü Tophane’ye uzanır. Kapladığı alan bir daire parçasına benzer. 1864-65’te yıkılan Galata Surları’ndan günümüze birkaç duvar kalıntısı ile Galata Kulesi ulaşmıştır.
Son surlar inşa edilirken “Pera” dediği Galata’yı gören Clavijo, 15.yüzyılın en önemli görgü tanığıdır:
“Pera kenti, küçük bir yerleşme ama çok kalabalık. Çevresi sağlam bir surla çevrili ve hepsi çok iyi yapılmış mükemmel evler var. Burada Cenevizler oturuyor ve Cenevizlilerin yanı sıra Rumlar da var. Kentin evleri kıyıda ve denize o kadar yakın ki su ile sur arasında ancak büyük bir geminin güvertesi genişliğinde boşluk var. Surlar burada belirli bir mesafede deniz kıyısını izliyor ama sonra dik tepeye doğru tırmanıyor, tepede kenti koruyan kente tepeden bakan çok yüksek bir kule var. Ancak kulenin bulunduğu bu tepe çok yüksek değil onun daha üstünde Sultan’ın (Yıldırım Bayezid) Pera’yı ve Konstantinopolis’i kuşatma altına aldığı zaman kampını kurduğu bir başka tepe var. Rumlar buraya ‘Pera’, Cenevizliler ise ‘Galata’ diyor.”
Clavijo’nun ziyareti sırasında burada son derece iyi yapılmış ve zengin döşenmiş iki manastır vardı. Aziz Paulos ve Aziz Francis manastırları. Anadolu kıyısında Üsküdar, Türklerin elindeydi ve “her gün, Konstantinopolis ile Pera’dan, karşıdaki Skutari’deki Türk topraklarına çok sayıda yelkenli gidip geliyordu”. (5/ Clavijo, 89-91)
Elimizde Galata’nın 15.yüzyıla ait iki kuşbakışı görünümü bulunmaktadır. Bunlardan biri Türkler’in kenti almasından önce Buondelmonti’nin yaptığı ve dörde ayrılmış bölge ile “Kastellion”u içeren şematik çizimi, öbürü de Vavassore’nin 1490’a doğru yaptığı ve kentin topografik durumunu gösteren haritadır.
Galata’da kuşkusuz bir Cenova fizyonomisi yaratılmıştı. Giderek Doğu Akdeniz levanten kültürünün en önemli temsilcisi olan Galata’nın ticareti, 15 yüzyılda Konstantinopolis’in üç katı idi. (6/ Gilles, 212-216)