Yazar(lar)
Bilgi Tüketen Toplumdan Bilgi Üreten Topluma
Bir toplumun çağdaşlaşmasını ne belirler? Başka toplumların ürettiği bilgiyi ne kadar hızlı öğrendiği mi, yoksa kendi bilgisini üretebilme gücü mü?
Erdal İnönü, Türkiye’nin bilim ve modernleşme serüvenine bakarken alışılmış bir açıklamaya itiraz eder. Ona göre Osmanlı’nın Batı karşısındaki “üç yüz yıllık gecikmesini” yalnızca matbaanın geç gelmesiyle açıklamak yeterli değildir. Matbaa, var olan bilginin yayılmasını hızlandırmıştır; asıl tarihsel kırılma ise yeni bilginin nasıl üretileceğinin, gözleme, deneye, matematiğe, sorgulamaya ve sistemli araştırmaya dayanan bilimsel yöntemin keşfedilmesidir. Türkiye’nin gerçek gecikmesi, bu bilimsel düşünme ve araştırma kültürünün toplumsal ve kurumsal hayata yeterince yerleşememesinde aranmalıdır.
Bilgi Tüketen Toplumdan Bilgi Üreten Topluma, Erdal İnönü’nün eğitim, bilim, üniversite ve araştırma üzerine dağınık görünen düşüncelerini bu temel soru etrafında yeniden okuyor: Eğitim, insanı yalnızca başkalarının ürettiği bilgiyi öğrenmeye mi hazırlamalıdır, yoksa henüz bilinmeyeni araştırabilecek bir zihinsel kapasite de kazandırmalı mıdır? Kitabın çıkış noktası, eğitimin nihai hedefinin hazır bilgiyi aktarmaktan öte, sorgulayan, gerekçelendiren, araştıran ve sonunda yeni bilgi üretebilen insanı yetiştirmek olduğudur.
Bu kitap, Erdal İnönü’nün düşüncelerinden hareketle Türkiye için esas meselenin yalnızca daha çok okul, daha çok diploma ya da daha çok bilgiye erişim olmadığını savunuyor. Asıl mesele; bilgiyi sorgulayan bireyler, araştırmacı yetiştiren üniversiteler ve insanlığın ortak bilgi birikimine özgün katkı sunabilen bir toplum yaratabilmektir.
Çünkü çağdaşlaşmanın en ileri aşaması, bilgiyi tüketmek değil, bilgi üretebilmektir.
Sepetiniz
Sepetiniz boş
- Bir seçim yapmak sayfanın tamamen yenilenmesine neden olur.
- Yeni pencerede açılır.