Sevgili Ayıların Dayısı,
Seni hararetle kutluyorum. Kitap henüz bitmedi (ağır ağır tadını çıkararak okuyorum) sona yaklaştım ama şimdiden bir iki noktayı yazmak istedim. Birincisi, Ertuğrul Allahtan açılan "iyi"(!) yere kendi arkadaşını postalamış. Senin niteliklerine ve birikimine sahip birine o günkü tarih kesiti ve koşullarında Belgrad'dan daha "iyi" neresi olabilirdi ki? Başka hangi merkezde iki buçuk yıllık bir süre içinde Tarih'e bu kadar kalıcı bir not düşebilirdin? İkincisi, "Bir Büyükelçi nasıl olmalıdır?" sorusuna bir kaç yıl önce ben de cevap aradım. Bakanlık Dışişleri Akademisinde Gençlerle İhtiyarları buluşturmak üzere bir Konferans dizisi düzenlemek istemiş. İlk konferansı vermemi teklif ettiler. "Meslek Sırları" diye bir sunum yaptım (ekli). Senin Sırbistan'da verdiğin somut örnek, benim kavramsal çerçevesini çizmeye çalıştığım mesleğin püf noktalarının hayata nasıl geçirilebileceğinin adeta bir laboratuar deneyim sürecinin tanıtımı gibi. Bir göz atarsan benimle "paralel" bir suç ortaklığının açık kanıtlarını göreceksin...
Tekrar kutluyorum. İyi ki, o dönemde o yoğunluk içinde ayrıntıları (bu arada o çok zor isimleri) not etmeyi ihmal etmemişsin; iyi ki, duygularına kapılmadan meslek bilincini ön planda tutmayı becerebilmişsin. Ellerine sağlıkkkkkkk!!!!!!!!!!!!!!!
Ömer Ersun
Büyükelçi (E)
